Ana içeriğe atla

Annelik Serüveni 15. Hafta


Günlerden bir kış günü, bahar veya kavurucu sıcaklardan olabilir sizin için.. Ben hamileliğimi sonbahar ve kış aylarında geçirdiğim ve baharın en güzel günlerinde yağmurla beraber kucakladım bebeğimi… Bundan sonra paylaşacaklarınız bir yürekte iki kalp atışı ve büyüse de anne kalbinde kalacak yavrunuzla güzel günler geçireceksiniz inşallah. Bu hafta bebeğiniz başından poposuna kadar ölçüldüğünde yaklaşık 10,15 cm. ve bir elma büyüklüğündedir. O şu anda ciğerlerindeki hava keselerinin gelişmesine yardımcı olacak amniyotik sıvıyı, burnundan üst solunum sistemine taşımakla uğraşıyor.
Bebeğinizin kız mı erkek mi öğrenme zamanı geldi! Tabi biz sizin kadar şanslı değildik. Gerçi ne önemi varki.. Hiç öyle bir ayrımım olmadı. Bu hafta içinde bacakları, kollarından daha fazla uzamaya başladı ve şu anda tüm eklemlerini, kol ve bacaklarını rahatlıkla oynatabilecek duruma geldi. Kemikleri sertleşmeye devam ediyor. Bacakları kollarından daha uzun ve bütün eklemleri hareket edebiliyor. Tat alma duyusu gelişiyor ve yüz kasları şekillendiği için bazı yüz ifadeleri yapabiliyor.

Göz kapakları kapalı olsa da ışığı hissedebilir durumda şu an. Mesela, göbeğinize doğru fener veya lamba gibi bir ışık tutarsanız bebeğiniz ışığa karşı hassas olduğu için, hisseder, yerinde hareket edebilir ve ışıktan uzaklaşmaya çalışabilir. Ayrıca, bebeğinizin tat alma duyusu pek yok ama tat alıcılarını gün geçtikçe geliştiriyor.

Siz de herhalde bu zamana kadar ortalama 5 kilo kadar aldınız (biraz daha azı ve fazlası da normaldir, endişelenmeyin) ama hala şimdi ve sonrasında beklemediğiniz belirtilerle şaşırabilirsiniz. Örneğin bu aralar burnunuzda tıkanıklık hissedebilirsiniz çünkü hormonal değişimler yüzünden burun mukozalarına doğru kan akışı hızlanır ve bu da burnunuzun tıkanmasına sebep olur. Bu durum hamilelikte oldukça yaygındır ve genelde “hamilelikte iç burun iltihabı” olarak adlandırılır. Bazı hamile kadınlarda burun kanamaları da oluşabilir, bu da tamamen burundaki kan seviyesinin yükselmesi ve kan damarlarının genişlemesinden kaynaklanır. Bu aralar stresli olmanız çok normal. Hamilelik hormonları vücudunuzda değişimler yaratmaya başlayacak, özellikle dişler ve dişetlerinde. Bakteri ve plak oluşumunda artış ve iltihaplanma yaşayabilirsiniz. Burnunuzun daha fazla aktığını, daha fazla salya salgılandığını ve daha fazla terlediğinizi gözlemleyeceksiniz. Bunun sebebi vücudunuzda sıvı miktarının artmasıdır. Burun kılcalları genişlediğinden kanamaların görülmesi yaygındır.

Hamilelik boyunca bağışıklık sisteminiz zayıfladığından enfeksiyon ve soğuk alma gibi şikâyetleriniz olabilir. Birçok ilaç, hamilelik için güvenli olmadığından mutlaka doktorunuza danışarak kullanın. Zihinsel açıdan hafızanızın eskisi kadar keskin olmadığını hissedebilirsiniz. Dikkat süreniz de kısalmış olabilir. Bol bol sıvı alın. Şu an bol sıvı almanız her zamankinden çok daha önemli. Suya ilave olarak süt, meyve suyu (taze sıkılmış) ve çorba (ev yapımı çorba) gibi sıvı gıdalar da tüketilmeli. Fiziksel aktivitelerden sonra ve sıcak havalarda daha fazla sıvı tüketmeye dikkat edin.

 İnsan vücudunun %60’ı sudan oluşur ve günde 2 litre civarı su kaybedilir. Bu sıvının geri alınması önemlidir çünkü: Vücudunuzun sıvı kaybını önler. Kanınızdaki besinlerin taşınmasını ve artıkların atılmasını sağlar. Hamilelik sırasında görülmesi yaygın olan idrar yolları enfeksiyonu riskini düşürür. Sağlıklı bağırsak fonksiyonu sağlar.

Ne kadar su içmeliyim?
Gebelikte bol su tüketimi hem anne hem bebek açısından çok faydalıdır. Anne adayı günde yaklaşık iki buçuk - üç litre kadar su içmelidir. Bu yaklaşık olarak 10-12 bardak civarındadır. Hamilelerin özellikle karınları büyüdükten sonra sürekli mutfağa giderek su içmek için üşenmeleri doğaldır bu nedenle yanlarında sürekli bir pet şişe taşımaları önerilir. Yanınızda pet şişe taşırsanız gün içerisinde hiç farketmeden bol milktarda su içtiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca pet şişeler ile ne kadar su içtiğinizi takip etmeniz daha kolay olacaktır, bardakları saymak çoğu zaman unutulur. Yaz aylarında su tüketimi daha çok olmalıdır çünkü terleme ile çok sıvı kaybedilir. Ayrıca spor ve egzersiz yapan hamileler spor sırasında ve spor bittikten sonra bol bol su içmelidir.

Hamileyken dişler neden daha çabuk çürür?
Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması, dişlerin normal dönemden daha çabuk çürümesine uygun bir ortam yarattığını vurgulayarak, hamilelikte dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şöyle sıralanıyor.
Bu dönemde tatlıya, abur cubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir. Hamileliğin ilk aylarında görülen kusmalardan sonra anne adayı ağız bakımına yeterince özen göstermeyebilir. Gebelik hormonlarının etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne adayı, dişlerini fırçalamaktan kaçınır.

Hamilelik döneminde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için anne adayının, günlük olarak 1200 ilâ 1500 mg kalsiyuma alması gerektiğini söyleniyor. Bebek bekleyen kadınların bu dönemde süt ve süt ürünleriyle yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum bakımından zengin gıdalar tüketmesi gerektiğini vurgulanıyor.

Siz anne adayları eğer kalsiyum ihtiyacını gıdalardan karşılayamazsanız, bebeğiniz gelişimi için gerekli olan kalsiyumu sizin kemiklerinizden karşılayacaktır. Ancak hamilelik döneminde, iyi beslenir yeterli ağız diş bakımı yaparsanız bu dönem, normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşmazsınız. Hamilelik sırasında beslenme, hem sizin hem de bebeğinizin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için oldukça önemlidir.

Aynada dişlerinize iyice bakın. Kırmızı, hassas, şişmiş diş etlerinizi ve fırçalama sırasında kanama fark edeceksiniz. Diş etlerinizin bakteri plağına farklı reaksiyon göstermesine, bu sebeple diş eti iltihabına (Jinjivit) sebep olan yine, hamilelik hormonlarıdır. Bunlar tamamen zararsız ve acısızdır. Kendiliğinden geçer. Dişlerinize iyi bakmadığınız takdirde Jinjivit, çene kemikleri ve dokularının enfeksiyon kapmasına kadar ilerleyebilir. Anahtar nokta korumadır. İyi bir ağız hijyeni yani düzenli ağız bakımı; günde en az iki kere dişleri fırçalamak ve diş ipi kullanmak, diş eti çekilmesini, kanamayı ve hassasiyeti azaltacaktır.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaldır ellerini diyorsa hayat arkanı dönsen neye yarar, sırtından vurulmak bence teslim olmaktan daha acı

Bazen sadece teslim olmayı öğrenmek gerekir. Hayata teslim olmayı. Sen bağırsan da duymayan hayata bırakmak lazım kendini. Ne çıkar ki bundan.. Kaldır ellerini diyorsa hayat sana silahı doğrultana arkanı dönsen neye yarar. Sırtından vurulmak bence teslim olmaktan daha acı. Zaten konuşarak ikna edemezken kimseyi hayat mı sana inanacak. Bence bağıra bağıra değil susarak delirtmek lazım ikna edemediklerimizi… Dedim ya bazen teslim etmek lazım ruhu bedenin acısını hissetmeden… “Bırakmıyorlar İyi olamıyorum” diyor Dostoyevski doğru söylüyor bence. Dostlar biriktirebiliyorsun sadece bu hayatta en kıymetli. Bende kendime iyi dostlar edindim, sadece insanlardan değil kitaplardan da. Bazen insanların seni anlaması kitapların anlamasından zor oluyor. Ha tam işte bunu anlatmak istiyorum dediğim satırları seviyorum. Hafızamın sildiği anıları hatırlamaktan hoşlanıyorum. Dönüp dönüp kitaplığıma bakıyorum, ne çok satır biriktirmişim geçmişten kalan… Bazen herşeyi unutup sıkı sıkıya sarılma...

Avakadoyu Denediniz mi?

Avakadoyu denediniz mi hiç? Doğal bir o kadar da içeriği yoğun bir meyvedir. Avakadoyu süper yiyecek olarak adlandırılmasının sebebi içerisinde yaklaşık 20 vitamin ve mineral barındırıyor olmasıdır. Tropik iklime sahip bölgelerde özellikle Akdeniz iklimine sahip don olayı olmayan yörelerde yetiştirilen botanik bir meyve olup içinde tek bir tohumu bulunmaktadır. Akdeniz bölgesinde yetiştirilmeye başlanan avakado sadece yetişkinler için değil bebekler içinde tüketimi yaygın meyveler arsında yeralmaktadır. A,B,C,E ve K vitaminlerinin yanısıra potasyum, bakır, demir, magnezyum ve fosfor gibi sağlığımız için çok faydalı vitamin ve mineraller bolca bulunmaktadır.  Yapılan araştırmalarda Avakadonun kansere engel olduğu sonucuna varılmış, kemoterapinin yan etkilerini azatlığı görülmüştür.

Freud'un Kız Kardeşi

Etkileyici bir şekilde başlıyordu kitap. Adolfina Freud’un rüyası beni çok etkiledi.. Kitaptan alıntıyla başlamak istiyorum. “Çok yalnızım” dedi “ yanımda başkaları olsaydı bile yine yalnız olabilirdim” ama o bile yok. “Bak etrafta hiç kimse yok” “herkes burada” dedim Kafasını iki yana salladı “Hayır hiç kimse yok.” “Herkes burada” dedim “sadece onları araman gerek.” “Arıyorum” dedi ama “hiç kimse yok.”   “Ayrıca burası bomboş bak sadece ışık var ama başka hiç bir şey yok. Işık, yalnız ve etrafı boş olduğunda kaçması imkansız en korkunç hapishane gibidir, Çünkü kaçacak hiçbir yer yok. Her taraf ölü ışı ve içinde kimse yok.” “Herkes burada” dedim. “Ama sen kendine çok fazla baktığından diğerlerini göremiyorsun.” “Hayır dedi” Sigmund “Hiç kimse yok. “Belki de bu ölümdür. Sonsuz bir varoluş, bilinçli bir yalnızlık tamamen yalnız olmak. Ölümden sonra basitçe kaybolup yok olmam daha iyi olurdu. Bazen ölümden sonra öyle olduğuna inanıyordum. En korkunç cehennemin hayali bile...